24 Yıl Sonra Gelen Hüsran: ABD'de Bıraktığımız Milli Ruh

24 Yıl Sonra Gelen Hüsran: ABD'de Bıraktığımız Milli Ruh
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Turnuvayı tamamladık ve elendik. Bu tablo üzerine daha günlerce konuşacağız. Tam 24 yıl sonra, üstelik en çok güvendiğimiz jenerasyonla Dünya Kupası’na katılan bir ülke düşünün. Kadronun kalitesini tartışmaya gerek bile yok. Olayın teknik yönüne girmeyecek, hocanın tercihlerini eleştirmeyeceğim. Ancak inandığım tek bir gerçek var: Hangi ülkenin futbolcusu olursa olsun, Dünya Kupası sahnesine çıktığında her şeyini ortaya koymalıdır. Dünyanın en büyük kulüplerinde oynamaya gerek yok; Dünya Kupası, bir futbolcu için kariyer zirvesidir. Hayatında çıkacağı sayılı oyunlardan biridir. Bu nedenle, takıma kim seçilirse seçilsin canıyla, kanıyla, dişe diş mücadele edeceğine inanıyordum. Dikkat ederseniz "inanıyordum" diyorum, çünkü maalesef o beklediğimiz ruh bu takımda yoktu.

Kapitalizm, yapay coşku ve milli formalar

Turnuva öncesinde sosyal medya hesapları ve televizyonlarda "milli ruh" ve "milli heyecan" temalı sayısız reklam izledik. Günlerce şarkımızın hangisi olması gerektiği tartışıldı, ünlü isimler marşlar yazdı. Bunlar futbolun eğlenceli ve güzel yanları. Keşke en büyük problemimiz yeni bir marşımızın olmaması olsaydı. Ancak o beklenen duygu bize bir türlü geçmedi. Eksik olan neydi bilmiyorum ama o sinerji yakalanamadı. Belki de birçok şeyin yapay zeka aracılığıyla üretilmesi hissi zedeledi. Önceki organizasyonlarda, özellikle 2008'de yaşadığımız ve milli duygularımızı arşa çıkaran o ruh bu kez yoktu. Turnuvanın ABD’de düzenlenmesi iliklerimize kadar futbol kapitalizmini hissettirdi, kabul. Fakat heyecanımızı kaybetmemizin tek nedeni bu olabilir mi?

Bu arada yeri gelmişken, milli formalarımız 6 bin küsur TL. 24 yıla özel bir miktar daha ulaşılabilir yapılabilir miydi? Demek ki ederi buymuş ama milli ruhu giymek bana biraz pahalı geldi.

Şımartılan futbolcular ve bitmeyen iddialar

Sorun sadece dış etkenler değil, bizde de eksik olan çok şey vardı. Futbolcularımızı gereğinden fazla şımartmış olabiliriz. Milyon dolarlar yatırılan bir futbol sektöründe, 24 yıl sonra turnuvaya katılmayı öyle bir noktaya taşıdık ki, adeta kupayı kazanmaktan daha önemli bir hale geldi. Hatta futbolculara villa hediye edildiği bile iddia edildi. Sadece "iddia" diyorum ve gerçek olmadığına inanmak istiyorum. Sırf Dünya Kupası'na gidildi diye villa verilmez herhalde.

Turnuva devleri ve kıraathane sohbetleri

Brezilya 5, Almanya 4, İtalya 4, Arjantin üç, Fransa ve Uruguay iki kere Dünya Kupası şampiyonu oldu. Acaba bu ülkelerin futbolcularına neler vaat edildi? Şunu da unutmayalım; 4 kez şampiyon olan İtalya bu turnuvaya gidemedi. Şimdi soralım: 24 yıl sonra turnuvaya sadece katılmak mı daha büyük bir olay, yoksa bu kupayı 4 kez kazanmak mı? Bugüne kadar gidemedik, gittik de ne oldu? Ruhsuz bir takım izledik ve gittiğimiz gibi geri döndük.

Futbolcuların hayatlarının oyununu oynamaları gerekirken biz nelerle karşılaştık? Odak gerçekten Dünya Kupası mıydı? Bir futbolcunun ABD saatine göre gece 4'te otel odasında sosyal medyada "stalk" yaparken bir şarkıcının kız arkadaşını yanlışlıkla paylaştığı konuşuluyor. Balkonda sigara içen oyuncularımızın olduğu bile söylendi. Tövbe diyelim, bunların sadece kötü birer dedikodu olmasını umuyor ve Pollyannacılık oynamayı tercih ediyorum.

Umarım sosyal medya fenomenlerimiz, onca masrafla gittikleri ABD'den güzel içerikler çıkarabilmiştir. Bize kalan ise bol bol konuşacağımız kıraathane sohbetleri oldu.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Sinan Daşpınar yazıları